1. Ana Sayfa
  2. Yaşam

Nazarlık ve mimarideki yeri


+ - 0

Nazarlık

Bir halk inanışı olan nazarın günlük yaşantımızda önemli bir yeri bulunmaktadır.İyi ve kötü her türlü düşüncenin ilk çıkış noktası olarak kabul edilen gözün zararlı etkilerinden korunmaya ve zararlarını yok etmeye çalışılması nazar inancının ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Geçmişten günümüze nazara karşı çeşitli objeler kullanılmış, çeşitli sözler söylenilmiş ve çeşitli uygulamalar yapılmıştır. Bu uygulamalar sırasında yapılar da unutulmamış, türü ne olursa olsun yapıların kötü
bakışlardan korunması için binaların dışarıdan rahatlıkla görülebilecek cephelerinde at nalı, nazar boncuğu gibi çeşitli objelere ve/veya “Maşaallah”, “MaşaallahKane”, “Ya Hafız” gibi yazılara yer verilmiştir. Yapılarda nazara karşı en çok kullanılan kelime olan “Maşallah”, farklı form, malzeme ve süsleme özellikleriyle yapıları nazardan koruma işlevini üstlenmiştir.

İnsanoğlunun yaşamı boyunca değer verdiği kişilerin, nesnelerin, eşyaların dış etkenlerle zarar görmesinden korkması, bunları kötülüklerden korumak istemesi sonucunda nazar inancı ortaya çıkmıştır. Arapça kökenli bir kelime olan,bakış, bakma, göz atma gibi anlamlara gelen “nazar”, “Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında insanlara, eve, mala mülke hatta cansız nesnelere kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk, göz” olarak tanımlanmaktadır.

Bazı insanların bakışlarından çıkan zararlı ışınların bir insan,hayvan ya da bir nesne üzerinde hastalık, sakatlık hatta ölüm getirecek şekilde etkilemesi olarak da açıklanan nazar, gözü keskin olarak tabir edilen birinin karşısındakine hayranlıkla bakması ya da kötü niyetli bir kişinin karşısındakine güzel sözler söylemesi sonucu oluşan göz değmesidir.

Kişinin dünyaya açılan penceresi olan, iyi ve kötü her türlü düşüncenin ilk çıkış noktası olarak kabul edilen göz, hemen hemen her kültür ve inançta bir tılsım objesi olarak algılanmıştır.Tarih boyunca nazardan korunma ve nazarın zararlarını yok etmek amacıyla farklı objeler kullanılmış, farklı uygulamalar yapılmıştır.

Nazar ve tarih

Başlangıcı tam olarak bilinmese de kökleri Neolitik çağlara kadar götürülen bu inancın, Bronz çağında Mısır, Malta, İberya, Kuzey Fransa ve Britanya’da yaygın olduğu, daha sonraki dönemlerde de İran, Suriye, Girit ve Anadolu’ya yayıldığı anlaşılmaktadır. Neolitik Çağ’da Mısır, Malta ve İberya’da taş ya da fildişinden yapılan kuş şeklinde, Bronz Çağı’nda ise Girit, Aşağı Mısır, Malta, Kuzey Fransa ve Britanya’da balta şeklinde nazarlıkların kullanıldığı bilinmektedir.


Roma Dönemi’nde nazar inancının yaygın olduğu, kişilerin olumsuz enerjisini karşısındakine kemgözlerle yönelttiğine inanıldığı düşünülmektedir. Antakya Müzesi’nde sergilenen “Kemgöz” adıyla ünlenen mozaik pano bu dönemdeki nazar inancını gösteren en somut örneklerden biridir. M.S. 2. yüzyıla tarihlenen mozaik döşemede büyükçe bir göz motifine yer verilmiştir. Kem göze saldırır vaziyette tasvir edilen bir kuş, köpek, yılan, akrep, kırkayak, panter ile kemgöze saplanmış kılıç, yaba gibi aletler kem gözün kötü etkisini yok etmeye çalışmaktadır .

Türklerin eskiden beri nazara inandıkları, nazardan korunmak için kişinin veya atının boynuna, sancağın tepesine “boncuk-moncuk” adını verdikleri mavi renkli, değerli ve tılsımlı taşı taktıkları bilinmektedir. Bu koruyucu boncuğun mavi renkte olması da, Türkler arasında mavi gözlü kişilerin az oluşu ve mavi gözlü kişilerin olağanüstü güce sahip olduğuna inanılmasıyla açıklanmaktadır.Kaynaklar, Bizans döneminde de kem gözlerden çok korkulduğu ve nazardan korunmak için muskaların, nazar boncuklarının takıldığını yazmaktadır.

Birçok inançta nazardan korunmak için “el” figürünün kullanıldığı bilinmektedir. Hz. Meryem’in eli, Hz. Fatıma’nın eli, Hamsa gibi farklı isimlere sahip el sembolü Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler tarafından nazarlık olarak kullanılmıştır.

Alevilik inancında Pençe-i Ali Aba olarak adlandırılan bu sembole nazardan korunmak amacıyla, gümüş, seramik, halı,kilim gibi kullanım ve aksesuar ürünleri üzerinde yer verilmiştir.


Zengin sembol dünyasına sahip Selçuklular, tek veya çift başlı kartal figürlerini nazarlık, koruyucu güç ve tılsım olarak kullanmıştır. Kale, cami, saray, medrese, han gibi yapıların en çok görünen kısımlarında yer verilen kartal figürlerinin yapıları kötülüklerden, fena ruhlardan ve kötü düşüncelerden koruduğuna inanılırken, bu figür kalelerde şehre düşman ve kötülük girmesini engelleyen bir nazarlık olarak düşünülmüştür.

Nazardan korunmak ve nazarın zararlarını yok etmek amacıyla geçmişten günümüze daha birçok farklı uygulamanın yapıldığı bilinmektedir. Bu uygulamaların yapılma zamanı ve yapılış amacı farklılık göstermekte, bu nedenle de yapılan uygulamalar “nazardan korunmak” ve “nazarın zararlarını yok etmek”için yapılanlar olarak iki farklı şekilde gruplanmaktadır. Nazar değmeden önce,nazardan korunmak için yapılan uygulamaların başında “Maşallah” gibi sözlerin söylenmesi, nazar boncuğu, el şekli, nal, yumurta kabuğu gibi çeşitli nazarlıklarkullanılırken, nazar değmesi durumunda yapılan uygulamalardan birkaçı ise dua okuma, kurşun dökme, köz söndürme, tütsüleme, tuz dolandırma gibi ritüeller yapılmaktadır.

Yapılarda nazarlık

Nazara karşı bu kadar zengin uygulama çeşitliliği içerisinde yapılar da unutulmamıştır. Yapılara nazar değmesinin engellemesi için inşaat aşamasında bir eksiklik veya hatanın özellikle yapıldığı, bunun da “Nazarlık olsun” sözü ile açıklandığı bilinmektedir.

İçinde yaşanılan mekânları dar ve karanlık olmaktan korumak, onlara sonsuzluk boyutu vermek için, konutların
sokağa bakan cephelerinin saçağa yakın köşelerinde ve sofa çıkmalarının alınlıklarında fresk halinde ibrik, armut, sürahi, vazo, kandil vb. motiflerle çerçevelenmiş Ya Malike -l Mülk“, “Maşaallah”, “Ya Hafız” gibi Kur’ani ifadeli hatlara yer verilmiştir .

Binaların nazardan korunması için yapılan uygulamalar genel olarak aynı olsa da bölgesel farklılıklar olduğu da
görülmektedir. Kahramanmaraş’ın Nurhak ilçesinde bir evin nazardan korunması için, evin dış cephesine herkesin kolayca görebileceği büyüklükte iğde ağacı dalı veya ölmüş büyük baş hayvanın başı konulmaktadır.

İçel ve çevresinde yeni bir ev yaptırılırken evin temeline iki adet mavi boncuk atıldığı, evin bir tarafına at nalı, nazar boncuğu, kaplumbağa yavrusunun kabuğu, geyik boynuzu, kurt ve öküz gibi hayvanların kafataslarının asıldığı
bilinmektedir.

Antalya’da ise evlerin nazardan korunması için giriş kapıları üzerine açılan boşluk içerisine “Maşallah” ibareli levhalar yerleştirilmekte, binaların görünen yerlerine ise kurukafa, koç ve geyik boynuzu asılmaktadır.

Binalara nazar değmesini engellemek için yapılan benzer uygulamalar Safranbolu’da da yinelemektedir. Safranbolu’da evlerin görülebilir yerlerine at nalı, kaplumbağa kabuğu, geyik boynuzu ve kafatası asmak, Maşaallah, Maşaallah Kane, Ya Hafız yazmak en çok karşılaşılan uygulamalar arasında sayılmaktadır.

Osmanlı zamanı Maşallah nazarlıkları genellikle cami, han, çeşme, sebil, dükkân, otel ve müslüman ailelerin yaşadığı konutlar gibi çeşitli yapı türlerinde kullanılmıştır.En fazla nazarlığa sahip yapı tipi olan konutlarda nazarlığın yeri, malzemesi, teknik ve süsleme özellikleri büyük bir çeşitlilik ortaya koymaktadır.

Mimari de nazarlık

Genellikle 19. ve 20. yüzyıllara tarihlendirilen yapılardaa nazara karşı koruyucu bir güç olarak kullanılan bu nazarlıklara çoğunlukla yapıların ilk bakışta görünebilecek dış beden duvarlarında yer verilmiştir. Büyük bir kısmı iki kat ya da bodrum+iki kat olarak tasarlanan konutlarda, insanın başını hafifçe kaldırdığı zaman rahatlıkça görebileceği alanlarda yer verilen Maşallah ibareli nazarlıklar, çoğunlukla pencere aralarının saçak altına yakın bölümlerinde , üçgen alınlıklarda cephe köşelerinde kullanılmıştır.

Zemin katlarda ise bu nazarlıklar sokaktan eve girerken tüm kötü bakışların uzaklaştırılarak “Maşallah” denmesini istercesine, sokaktan eve girişi sağlayan kapılarda yer bulmuştur. Çoğunlukla derin bir niş gibi tasarlanan giriş açıklıklarının lento ya da kemer ortasındaki kilit taşı üzerine (Resim 3) ve kapı üstü pencerelerinin korkuluklarında işlenen bu nazarlıklariç mekânlarda ise konukların kolayca görebilecekleri duvarlar ile başoda gibi kullanılan odaların kapılarının üzerinde bulunmaktadır.

Saptanabilen bir Maşallah nazarlığının ise bahçedeki ferforje kamelyadan sarkıtıldığı görülmüştür. Konutlar
dışında sayılan diğer yapılarda da bu nazarlıkların kullanıldığı yerler değişmemiş, herkes tarafından görülebilecek alanlarda kullanımı tercih edilmiştir. Çoğu zaman bunlar binanın inşasına ilişkin tarihin de yazılmasıyla inşa kitabesi olarak da işlevlendirilmiştir.

Kullanılan malzemeler ve yapım teknikleri

Maşallah nazarlıklarının yapımında kullanılan malzemeler taş, kalem işi, alçı, çini ve metal olarak sıralanabilir. Bu malzemeler arasında yüzeylerin oyulması ya da kabartılması esasına göre hazırlanan taşın kullanımı diğerlerinin önüne geçmiştir. Taş malzemeli nazarlıklara çoğunlukla cami, han, çeşme gibi anıtsal yapılarda yer verilmiştir. Bu malzemelerden kalem işi ve kazıma-kabartma teknikli olanları araştırmacılar tarafından formlarına göre sade düzenlemeli, damla formlu, ibrik formlu, vazo formlu, gülabdan formlu, daire formlu, bitkisel çerçeveli, yıldız formlu, dikdörtgen pano ve kuş tasvirleri olmak üzere on başlık altında toplanmıştır .

Motifler

Maşallah nazarlıkları arasında en fazla kullanılan form damladır. Bu formlu nazarlıkların örnekleri taş, kalem işi, metal, çini ve alçı malzemeye uygulanmıştır. Malzemesi ne olursa olsun damla form, Arap harfleriyle yazılan “Maşallah” ibaresinin iki farklı şekilde istifine dayalı olarak hazırlanmaktadır. Bunlardan ilkinde ” “ماشاءاللهibaresi tek bir damla formu oluşturacak şekilde istiflenmektedir.

Bu istif sırasında ” “مve ” “ڜharflerinin uzantıları sola doğru yuvarlanarak birleşmekte, damla formu oluşturduktan sonra ” “مharfinin başladığı yerde sonlanmaktadır.Diğer grupta ise ” “مve ” “ڜharflerinin uzantıları birleşmeden iç içe iki damla motifini meydana getirmektedir.

Büyük bir çoğunluğunun konutlarda bulunduğu görülen bu nazarlıklar, üzerinde bulundukları konutların terk edilmesi, yıkılması, konut kullanıcılarının beğenileri doğrultusunda boya, badana gibi onarım çalışmaları nedeniyle yok olma sürecine girmiştir.

Yorum Yap